Uzman Klinik Psikolog Duygu Dervişoğlu Bursa logo

Çocuğunuz Seçici mi Yiyor? ARFID Hakkında Bilmeniz Gerekenler

İçerik Haritası

Çocuğunuz Seçici mi Yiyor? ARFID Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Merhaba sevgili anne babalar! Bugün sizinle çocukluk döneminin en sık karşılaşılan ama en çok yanlış anlaşılan konularından birini ele alacağız: Seçici yeme ve ARFID. Bursa’da çocuklarda yeme sorunları konusunda destek sunarken ailelerden en sık duyduğum cümle şu: “Çocuğumuz hiçbir şey yemiyor. Yalnızca makarna, ekmek ve birkaç çeşit kraker yiyor. Biz de artık ne yapacağımızı bilemiyoruz.” Ardından genellikle çaresizce ekliyorlar: “Herkes ‘büyüyünce geçer’ diyor ama geçmiyor. Aksine daha da kötüleşiyor.” Eğer siz de benzer bir tablo yaşıyorsanız, bu yazıyı mutlaka sonuna kadar okumanızı öneririm.

Hemen şunu söyleyeyim: Çocuklarda seçici yeme çok yaygındır ve pek çok durumda gelişimsel bir evredir, zamanla geçer. Ancak bazı çocuklarda bu durum normalin çok ötesine geçer ve ARFID olarak bilinen klinik bir yeme bozukluğuna dönüşür. İkisi arasındaki farkı anlamak, doğru zamanda doğru adımı atmanız için çok önemlidir.

ARFID Tam Olarak Ne Demek?

ARFID, İngilizce adıyla “Avoidant/Restrictive Food Intake Disorder”, Türkçeye “Kaçıngan/Kısıtlayıcı Yiyecek Alımı Bozukluğu” olarak çevrilmektedir. Psikiyatri dünyasının referans kitabı olan DSM-5’te 2013 yılında resmi bir tanı olarak yerini almıştır. Peki anoreksia nervoza veya bulimia nervozadan ne farkı var? En temel fark şu: ARFID’de beden imgesi kaygısı yoktur. Yani çocuğunuz kilo almaktan veya şişmanlamaktan korktuğu için yemek yemiyor değil. ARFID’in temelinde üç ana neden yatar:

  • Duyusal hassasiyet: Çocuk yiyeceklerin dokusuna, kokusuna, rengine veya tadına karşı aşırı duyarlıdır. Örneğin yumuşak dokuları hiç tolere edemez veya yalnızca çıtır yiyecekler yiyebilir. Bazı çocuklar belirli renklerdeki yiyecekleri kesinlikle reddeder.
  • Korku ve olumsuz deneyimler: Çocuk geçmişte boğulma, kusma veya şiddetli bir karın ağrısı yaşamıştır ve bu deneyim belirli yiyecek gruplarına veya genel olarak yemeğe karşı yoğun bir korku oluşturmuştur.
  • Yemeğe karşı genel ilgisizlik: Çocuk açlık hissini zor tanır, yemek zamanına ilgi duymaz, çok az miktarda yer ve çabuk doyduğunu söyler. Yemek onun için bir keyif değil, zorunluluktur ve hatta bu zorunluluğu bile hissetmez.

Bu üç nedenden biri veya birkaçı bir araya geldiğinde ve çocuğun beslenme durumu, büyümesi veya sosyal yaşamı olumsuz etkilendiğinde ARFID tanısı gündeme gelir.

“Büyüyünce Geçer” Efsanesi

Bunu sık duyarsınız. Hatta bazen sağlık profesyonellerinden bile duyabilirsiniz. Ve evet, normal gelişimsel seçici yemede bu genellikle doğrudur. İki ile altı yaş arasında pek çok çocuk yeni yiyeceklere karşı ihtiyatlıdır. Bu evrimsel olarak anlamlıdır: Atalarımız için bilinmeyen yiyeceklerden kaçınmak hayatta kalma stratejisiydi. Ancak ARFID farklıdır. ARFID müdahale edilmediğinde kendiliğinden geçmez. Aksine zamanla kötüleşebilir ve yetişkinliğe taşınabilir. Peki normal seçici yeme ile ARFID arasındaki farkı nasıl anlarsınız?

  • Yiyecek sayısı: Normal seçici yemede çocuk genellikle yirmi ile otuz çeşit yiyeceği kabul eder. ARFID’de bu sayı genellikle onun altındadır, bazen üç ile beş yiyeceğe kadar düşer.
  • Büyüme eğrisi: Normal seçici yemede büyüme genellikle normaldir. ARFID’de kilo kaybı, büyüme geriliği veya vitamin eksiklikleri görülebilir.
  • Tepki yoğunluğu: Normal seçici yemede çocuk istemediği yiyeceği nazlanarak reddeder. ARFID’de öğürme, ağlama, panik ve hatta kusma tepkileri olabilir.
  • Sosyal etki: Normal seçici yemede çocuk dışarıda yemek yiyebilir. ARFID’de okul yemekhanesi, doğum günü partileri ve restoran gibi ortamlar büyük sorun olur.
  • Süre: Normal seçici yeme okul çağında azalır. ARFID yıllarca devam eder.

Ailece Neler Yapabilirsiniz?

ARFID tedavisinde ailenin tutumu inanılmaz belirleyicidir. İşte benim ailelerden ricalarım:

  • Yemek masasında baskı yapmayın: “Bir lokma daha ye!”, “Bitirmeden kalkmak yok!” gibi cümleler ARFID’li çocuğun kaygısını artırır. Araştırmalar tutarlı biçimde göstermektedir ki yeme baskısı çocuğun yeni yiyecekleri kabul etme olasılığını azaltır, artırmaz. Evet, tam tersi etki yapar.
  • Güvenli yiyecekleri daima sunun: Her öğünde çocuğunuzun kabul ettiği en az bir yiyeceği sofrada bulundurun. Bu, çocuğun yemek masasında güvende hissetmesini sağlar. Eğer sofrada hiçbir şey yiyemeyeceğini bilirse masaya bile oturmak istemez.
  • Yeni yiyecekleri baskısız tanıtın: Yeni yiyeceği direkt çocuğun tabağına koymayın. Sofranın ortasına koyun. “İstersen dene, istemezsen sorun yok” mesajını verin. Bir yiyeceği kabul etmesi için on beş ile yirmi kez görmesi gerekebilir. Sabır şart.
  • Mutfağa dahil edin: Alışveriş yaparken meyve sebze seçtirin, yemek hazırlarken karıştırma, doğrama gibi basit görevler verin. Yiyeceklerle baskısız ortamda temas etmek, kabul sürecini hızlandırır.
  • Model olun: “Mmm, bu brokoli gerçekten nefis olmuş!” gibi samimi ifadeler kullanın. Çocuklar ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenir. Siz farklı yiyecekler yedikçe çocuğunuz da merak edecektir.
  • Ödül veya ceza kullanmayın: “Yemeğini bitirirsen tablet serbest” gibi ödül sistemleri kısa vadede işe yarar gibi görünse de uzun vadede çocuğun yemekle ilişkisini bozar. Yemek bir ödül aracı veya ceza konusu olmamalıdır.
  • Karşılaştırma yapmayın: “Kardeşin her şeyi yiyor” veya “Diğer çocuklar böyle yapmıyor” gibi cümleler çocuğun utanç ve yetersizlik hissetmesine neden olur. Her çocuğun duyusal deneyimi farklıdır.
  • Profesyonel desteğe açık olun: ARFID bir inatçılık veya nazlanma sorunu değildir. Klinik bir durumdur. Yardım istemek güçsüzlük değil, sorumlu ebeveynliktir.

Tedavi Süreci Nasıl İlerliyor?

Kliniğimde ARFID tedavisi genellikle on altı ile otuz iki hafta arasında sürer. İlk adım kapsamlı bir değerlendirmedir. Çocuğun yeme öyküsü, duyusal profili, beslenme durumu, eşlik eden psikolojik durumlar ve aile dinamikleri detaylı biçimde incelenir. Gerektiğinde çocuk gastroenteroloji ve beslenme uzmanlarıyla iş birliği yapılır.

Ardından bireyselleştirilmiş tedavi planı oluşturulur. Bu plan genellikle şu bileşenleri içerir:

  • Psikoeğitim: Aileye ARFID’in ne olduğunun, neden oluştuğunun ve tedavi sürecinin nasıl işleyeceğinin anlatılması. “Çocuğum bilerek yapmıyor, bu bir klinik durum” farkındalığının oluşturulması.
  • Yiyecek hiyerarşisi: Çocuğun kabul ettiği yiyeceklerden başlayarak en az kaygı yaratan yeni yiyeceklere doğru kademeli bir plan oluşturulması.
  • Kademeli maruz bırakma: Yeni yiyeceklerle aşamalı temas: görmek, dokunmak, koklamak, dudağa değdirmek, küçük bir parça tatmak. Her adım çocuğun hazır olduğunda atılır, zorlanmaz.
  • Kaygı yönetimi: Yemek zamanındaki kaygıyı azaltmak için gevşeme teknikleri, nefes egzersizleri ve bilişsel stratejiler.
  • Duyusal çalışmalar: Farklı dokular, kokular ve tatlarla baskısız ortamda oynama ve keşfetme aktiviteleri.
  • Aile koçluğu: Ebeveynlere yemek ortamını nasıl yapılandıracakları, baskıyı nasıl azaltacakları ve model olma becerilerini nasıl geliştirecekleri öğretilir.

Tedavide en önemli ilke şudur: Çocuğun temposuna saygı göstermek. ARFID tedavisi bir sprint değil, maratondur. Küçük adımlar büyük dönüşümler yaratır. “Bugün brokoliye dokunabildi” cümlesi, ARFID tedavisinde kutlamaya değer bir zaferdir.

Eşlik Eden Durumlar ve Komorbidite

ARFID nadiren tek başına gelir. Araştırmalar ARFID’li çocukların önemli bir bölümünde eşlik eden psikolojik durumlar olduğunu göstermektedir. En sık eşlik eden durumlar arasında kaygı bozuklukları (özellikle özgül fobiler ve yaygın kaygı bozukluğu), otizm spektrum bozukluğu (OSB), dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve duyusal işleme güçlükleri yer almaktadır. Bu nedenle ARFID tedavisinde eşlik eden durumların da kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve tedavi planına dahil edilmesi çok önemlidir.

ARFID ve Sosyal Yaşam

ARFID’in çocuklar üzerindeki etkisi yalnızca beslenmeyle sınırlı değildir. Sosyal yaşam üzerinde de ciddi sonuçları vardır. Okul yemekhanesinde yemek yiyememek, arkadaş doğum günü partilerinde pasta yiyememek, aile ziyaretlerinde sofraya oturamamak ya da tatilde restoranda hiçbir şey sipariş edememek çocuğun sosyal izolasyonuna ve utanç duygusuna yol açabilir. “Neden hiçbir şey yemiyorsun?” sorusu çocuğu derinden yaralar.

Tedavi sürecinde bu sosyal boyutu da ele alıyoruz. Çocuğun sosyal ortamlarda kendini güvende hissetmesi için stratejiler geliştiriyoruz. Okul iş birliği yapıyoruz. Ve en önemlisi çocuğa şu mesajı veriyoruz: “Farklı yemek yiyor olman seni farklı bir insan yapmaz. Senin değerin yediğin yemeklerle ölçülmez.”

Ne Zaman Profesyonel Yardım Almalısınız?

Aşağıdaki durumlardan herhangi birini gözlemliyorsanız profesyonel destek almanızı öneririm:

  • Çocuğunuz on veya daha az çeşit yiyecek kabul ediyorsa
  • Yeni yiyecekleri denemekten şiddetle kaçınıyor ve öğürme, ağlama tepkileri veriyorsa
  • Büyüme ve gelişme eğrisinde gerilik gözleniyorsa
  • Vitamin veya mineral eksiklikleri tespit edildiyse
  • Yemek zamanları sürekli bir stres ve çatışma kaynağı haline geldiyse
  • Çocuğunuz sosyal ortamlarda yemek yiyemediği için kaçınma davranışı sergiliyorsa
  • Yeme sorunu altı aydan uzun süredir devam ediyorsa
  • Çocuğunuz yemek yemekle ilgili yoğun kaygı veya korku yaşıyorsa

Unutmayın, ARFID inatçılık veya nazlanma değildir. Çocuğunuz “istemiyor” değil, “yapamıyor” olabilir. Ve doğru profesyonel destekle bu durum tedavi edilebilir. Erken müdahale hem çocuğunuzun sağlığını korur hem de aile huzurunu yeniden inşa eder.

Çocuğunuzun Beslenme Düzeni İçin İlk Adımı Atın

Bursa’da çocuklarda seçici yeme bozukluğu (ARFID) değerlendirmesi ve tedavisi hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin.

Randevu ve Bilgi İçin Tıklayın

Kaynaklar

  1. American Psychiatric Association (2013). DSM-5. Arlington, VA: APA Publishing.
  2. Thomas, J. J. et al. (2017). ARFID: A three-dimensional model. Current Psychiatry Reports, 19(8), 54.
  3. Thomas, J. J. & Eddy, K. T. (2019). CBT for ARFID. Cambridge University Press.
  4. Norris, M. L. et al. (2016). Update on ARFID. Journal of Eating Disorders, 4(1), 12.
  5. Fisher, M. M. et al. (2014). ARFID in children. J Adolescent Health, 55(1), 49-52.
  6. Lock, J. & Le Grange, D. (2013). Family-Based Treatment Manual. Guilford Press.
  7. AACAP. Eating Disorders in Children. aacap.org
  8. WHO. Child Nutrition and Mental Health. who.int
  9. Türk Psikologlar Derneği. psikolog.org.tr
  10. Türk Psikiyatri Derneği. psikiyatri.org.tr

Psk. Duygu Dervişoğlu
@pskduygudervisoglu

Telefon
WhatsApp